Bir Kitap Tanıtımı

Bir Kitap Tanıtımı

Sıkıntılı günlerimde zihnimin derinliklerine dalmak, düşüncelerime odaklanmak, düşlerimde süzülmek iyi geliyor bana. İnsanın kaçış istenci olduğunu düşünüyorum. Gerçeklik ile sürekli ilişki halinde olan insan, vakit buldukça kurgusal dünyasına kaçarak; rahatlıyor. Kurgusal dünya, alternatif bir gerçeklik sunarak zaman ve mekan olgularını muğlaklaştırıyor. İşte benim için de şiir böyle bir muğlaklaşmanın merkezinde bulunuyor. Sözcüklerin biçimsel ve çağrışımsal uyumuna kapıldıkça zihnimin duvarlarında mısralar yankılanıyor… Öyle ki sayfaları çevirdikçe şairin ruh dünyası belirginleşmeye başlıyor. Bazı şiirlerin bazı imgelerin temas ettiği yerleri hissedercesine bir uyuşukluk kaplıyor parmaklarımı… Adı bilindik şairler kadar bilinmeyenleri, kuytu köşelerde anonimleşenleri de seviyorum.

Kitabı yeni çıkmış bir şairin; imgelerini özümsedim, zihin süzgecimden geçirdim, yüreğimde biriktirdim. Şimdi de sizlere benden geçmiş halini dönüştürülmüş biçimiyle, sunuyorum… Ve yazımı kitaptan ilham alarak, kitaba ve şaire ithaf ediyorum.

“Bilenler bilir Ankara sokakları arasında Karanfil’in yeri bir başkadır. Herkes de sevmez karışıklığını, karmaşıklığını… Kaldırımlarında ayak izleri, eskitmiştir taşları (tadilattan önce). Metro çıkışının yakınlarında Kitapçılar Çarşısı… Yeryüzünün birkaç kat altına sığdırılan hayatlar. Tenha kitapçı raflarında kımıldayan bir panik var… Aramızda bir şair var! Hoş ya hep şairler İstanbul’dan mı çıkar?

Dışa dönük bir yabancılaşma. Dökülmüş sözcükler bir düşüşü simgeliyor zannımca. Gözlerin ışıltılı bakışları, bakışamıyor artık. Asilerin ikinci bir yüzü olmaz. Yumruklanmış karanlık aynalar, ayaklarının altında. Kanıyor. Ve tuz serptim yollara… Olmasın kalabalık, anlaşmalarla sunulmuş dostluklardan. Öfke. Pire için yorgan yakılır mı bre? Düş denizlerine, fotoğraflarından gemiler yapıp, bıraktım. Sevilmesini bilmeden, sevmeye yetmeden; demir aldı limandan şair… Ve ol sebepten ve bu yüzden sözlerinle başlıyor tüm limanlar /ve gözlerinle bitiyor (ayrılırken) diyor…

İnce bir kitap, hoş bir kapak resmi; orta kalite kağıt, yirmi sekiz bilemedin otuz şiir. Zamana aldırmadan yaşanmış bir ömrün ama yaşanmış bir ömrün kısa kısa, kesit kesit muhasebesi. Şair sanki fark etmiş bazı şeyleri ve fark edişiyle yazmak istemiş tekrardan, şiir gibi hayatını. Sözcüklerinin zarifliğini; şair ruhundan mı, yaşamından mı yoksa anlattıklarından mı? Bilinmez ama özgün imgeler istasyonunda geceleri uyutuyor, yıldızları ürkütmeden. Avuçlarında güneş tozları, içindeki yangınlar sönmeden kalkıp gitmek istiyor. Çelişkileri, çatışması, arada kalışı, sancısı; gönül gözüyle şiir çaldırıyor, sözler zulasına. Yer yer gerçekliğin sert teması yer yer de sürrealist bir dokunuş şiiri biçimlendiriyor. Bir şiirinde kaldırılmalara takılıp kalıyor bir şiirinde karyola başında seyre dalıyorum. Biraz savruluyor biraz dağılıyorum. Bir aşka, bir aşığın anlatımına rastlıyorum. Biraz eşeliyorum, hayatın tortularına dokunuyorum. Salt bir aşk şiiri değil bu, Korkmazgil’in de dediği gibi; çünkü aşkın kendisidir / senin şiirin. Kemalce.

Defalarca göz gezdirdim sayfalarına, birkaç kez okudum her şiiri; düşündüm, hissettim. Bildiğim kadar, yüreğim kadar. Çıktım çarşıdan, yakama iliştirdiğim karanfil ile. Bir nefes sigara, bir nefes daha. Dumanı hüzün dağıtıyor. Dalıp gidiyorum.. Kalkıp gidiyorum..” *

ömrümden geçtim / bendim / son vagonda sizlere gülümseyen: / boşuna sırtınızı dönmeyin / yüzümü / gözlerinizde bıraktım… **

*Arda Çelik, Ten Kırışmasıdır Aşk, Söylenti Sosyal İçerik Platformu, 29.03.2020. http://www.soylenticerik.com/edebiyat/ten-kirismasidir-ask/

**Kemal Bolat, Ten Kırışmasıdır Aşk, Dorlion Yayınları, 2019, Ankara, s.30.

03.04.2020 tarihinde Günlük Ticari, İktisadi ve Siyasi Haberler Gazetesi Ticari Hayat’ta yayınlanmıştır.

Bir cevap yazın