Bir Dizinin Düşündürdükleri

Bir Dizinin Düşündürdükleri

Küresel etki yaratan kovit-19 salgının dijital dünyaya geçiş denemesi olduğu üzerine geliştirilen yorumlar ve özellikle Abdullah Çiftçi’nin getirdiği açılımlar halihazırda zihnimin bir köşesinde bulunan fütüristik eğilimi canlandırmış bulunuyor. Ufkun ötesini görme istencim dönüşmekte olan dünya ve yarının dünyası üzerine bir takım hezeyanlar geliştirmeme neden oldu. Dijital dünyanın başat ögesi sanal alemin yanında robotlar olarak öngörülüyor. Özellikle yapay zekanın gelişimi, sınırlı irade algoritmasının insansı robota entegresi insanlık için ayrı bir sayfa açacak gibi duruyor.

Robotun insansı görünümü bu soruları ortaya çıkaran görsel öge olması bakımından ele alınmadığında düşünüşün gerçekleşmesi imkansız hale geliyor.

İnsan görüp dokunabildiğini hayatına soktuğu için eğer robotlar insansı görünümde olmazlar ise dolaylı bir etkinin ötesine geçemezler. İnsanların robotlarla ilişki kurabilmesinin ilk adımı, insanın temel iç güdülerinden biri olan “benzer olana yakınlık” üzerinden sağlanıyor. Söz gelimi, bize dış görünüş olarak benzemeyen robotlar için algılarımız kapalı olacaktır. Fizyoloji ve fenotip benzerliği ilişkiyi kolaylaştırdığından süreç içerisinde ilişkiyi de katmanlaştıracaktır. Eğer ki robotun işlemcisi üzerine çalışmalar insan ilişkilerini çözümlemek ve bu ilişkiler içerisinde var olabilmeyi amaçlıyorsa insana özgü unsurlar üzerine yoğunlaşmak zorundalar.

Bu bağlamda, robot üzerine yapılan çalışmaların öbür yüzü insana yolculuğu barındırıyor. İnsana dolayısıyla öze yolculuğu içermesi bakımından insanın kendi türsel gelişimi için mühim bir nokta teşkil etmekte. Fakat öze yolculuk da formsal yapı üzerinden gerçekleşeceğinden; insanı anlamak üzerine geliştirilen paradigma, insanı biyolojiye indirgiyor. Ziyanı yok. Biyolojiye indirgemenin somut örneği olarak: dizide, robotun empati yapabilmesi için karşısındaki insanın hormonal değişimlerini takip etmesini sağlayacak bir işlev geliştirilmiş. Bu değişimler üzerinden duygusal değişim robot tarafından öngörülüyor.

Müthiş ve bir o kadar mükemmel bu durumun nasıl kullanılacağı ise maalesef insanlık adlı kavramsal ve olgusal gerçekliğin değil, teknolojiyi geliştiren şirketlerin-güç odaklarının elinde bulunuyor.

Dizi: “Better Than Us”

Bir cevap yazın