Sorular ve Çelişkiler

Gündemimizi meşgul eden toplumsal sorunlarımız temel çelişkileri ve sebeplerinden yoksun şekilde değerlendiriliyor. Siyasetimiz, dış ve iç politikanın çıkarımlarını birbirine karıştırıyor. Parti içi çatışmalar maksimize ediliyor. Eğitimin yapısal sorunları pandeminin getirileri ile gündeme taşınıyor. Şiddet kimlikler ve aidiyetler üzerinden değerlendiriliyor. Toplumsal yapı tarih ve sosyolojiden bağımsız ele alınıyor…

Üzerinde yaşadığımız toprakların somut gerçekliklerinden hepimiz mağduruz. Toplumumuzun yıllardır kanayan yaralarına merhem olamıyoruz. Bütüncül bir yaklaşım sergilenmeden bilimsel çözümler üretemeyiz. Yaşadığımız somut gerçekliği üreten temel çelişkiyi saptamak gerekiyor. İçinde yaşadığımız dünyanın gidişatını tayin etmemiz gerekiyor.

Sanırım bir kez daha hatırlamamız gereken önemli noktalar var. Türkiye Cumhuriyeti; dışta işgalci kuvvetlere karşı istiklal, içte işbirlikçi unsurlara karşı egemenlik mücadelesi vererek kurulmuştur. Kuruluşunda kendini gösteren temel çelişki bugün hala devam etmektedir. Kapitalizmin zorunlu sonucu olan emperyalizm bugün farklı niteliklerde sömürü anlayışını devam ettirmekte ve merkez ülkelerin çevre ülkeler üzerindeki hegemonyasını sürdürmektedir. Türkiye Cumhuriyeti, bugün, küresel kapital-emperyal sistemin neresinde konumlanmaktadır? Milli varlığını sürdürebilmesi adına mücadelesini nasıl gerçekleştirmelidir? Küresel kapital-emperyal sistem ülke sathının dahilinde hangi unsurlar ile dirsek temasındadır?

Bunlara ek olarak toplumsal yapının kendi dinamikleri hangi temel çelişki ile hareket etmektedir? Halkın emeği ile üretilen milli servet nasıl dağılmaktadır? Toplum hangi üst yapıların yönlendirmesine açıktır? Toplumun tarihsel deneyimi bizlere bugün ne söylemektedir?

Bugün bu teorik sorular ilgilileri ve yetkililer tarafından cevaplanmayı beklemektedir. Dünya 21. yüzyılın ilk çeyreğini geride bırakmaya yaklaşırken yönünü dijital bir çağa, uzay kolonilerine, küresel ve kozmopolit bir toplum anlayışına, bireyci bir ahlaka doğru çevirmiştir. Bugün benlik-birey-toplum olarak var olabilmek istiyorsak bizi biz yapan unsurları tekrardan gündemimize sokmamız, ideolojik ve politik bakış açılarımızı güncellememiz gerekmektedir.

“Ben kimim, biz kimiz?” soruları bizim gibi geçiş toplumlarında ve Anadolu coğrafyasında hep sorulagelen sorulardır. İşte bu soruların cevaplanması veya cevaplanmaması ile edinilen konumlanma kimliğimize dair ipuçları verecektir. Temel çelişkileri saptamadan yapılacak bir konumlanma ise savruluşla sonuçlanmaya mahkumdur.

25.09.20 tarihinde Günlük Ticari, İktisadi ve Siyasi Haberler Gazetesi Ticari Hayat’ta yayınlanmıştır.

Bir cevap yazın