04/08/2020

ERGENEKON’dan ÇIKIŞ “YENİ GÜN”

İnsanlık var olduğu günden beri doğa ile iç içe yaşayarak doğanın döngüsünü gözlemleme ve çözümleme ihtiyacı duymuştur. Doğa, insanın yaşamını şekillendiren başat ögelerden biridir. İlkel mit ve inanışlarda doğaya atıfta bulunma, doğayı kaynak alma; ritüellerin ve motiflerin gelişiminde kendini gösterir. Örnek olarak, Türk Mitolojisi’nde kayın ağacı köken mit olarak, yaratılışı simgeler. Bunun yanı sıra dağ kültü de birçok inanışta kutsal kabul edilir.

Gökyüzündeki ve yeryüzündeki değişimler toplumların yaşama dair tüm algılarını şekillendirir. Kuzey Yarım Küre’de baharın gelişini simgeleyen 21 Mart, Doğu toplumlarında yeniden canlanma olarak algılanılır. Doğa’nın canlanışı toplumun canlanılışı ile özdeşleştirilerek; yıldönümü olarak kabul edilmiştir.

Türkler Yeni Gün’ü mitolojik anlatılarında Ergenekon’dan çıkış ile özdeşleştirerek kolektif belleklerinde ayrı bir anlam yüklemişlerdir. Baharın gelişi, doğa’nın canlanışı; demir dağı eriten çelik yürekliler için bozkurt önderliğinde derlenip toplanmak, dirilmekti. Göktürk destanı olarak karşımızda duran bu anlatının, görsel anlatımı olan aşağıdaki 1. resim Atatürk tarafından İbrahim Çallı’ya yaptırılmış olup 2. resim de aynı şekilde resmedilmiştir.

2. resim Ergenekon’dan ikinci çıkışı temsil ediyordu. Bu sefer bozkurtun yolbaşçı ve başbuğ temsili Atatürk’te kendini gösteriyordu. Ülkü, muasır medeniyet seviyesiydi. Ülküye ilerleyen ise ulusu temsilen ideal bir işçi.

Bu tablo, bence, Türk Devrimi’nin yapısallığına dair bize önemli iz düşümleri veriyor. Benim deyimimle, Türk Devrimi; toplumsal değişimini, Batılı bir laik Türk tipolojisinde gerçekleştirmek istiyordu. Bu tipolojinin “öz”ünü ise İslam öncesi Türk tarihi ve kültürü oluşturuyordu.

Bu bağlamda, Yeni Gün bayramımızı kutlar, doğanın farkında olduğumuz, derlenip topladığımız ve özümüzden güç alarak aydınlık yarınlar için çabaladığımız nice seneler görmemizi dilerim.

Tahakküm

Tahakküm Aranızda

View all posts by Tahakküm →