05/07/2020

10.03.20 – 02.00

Her şey, kupanın dibindeki ağızda kamışma bırakan soğumuş çay birikintisinin alelade dökülmesiyle başladı. Gecenin karanlığına karışmış renksiz sıvı, ince bir bütün olarak yerle çakıştı. Özensiz bir fırça darbesini andıran lekeleri toprakla kaldırımın birleştiği yeri süslüyor. Paketler havada uçuşuyor, sözcükler bakışıyor. Kabe’nin örtüsü kalktı. Uhrevi hava bozuldu. Taş duvarlar çıplak artık. Alışkanlıklar dışında bir şey yok. Gök kubbeyi sarsan sedalar kesildi. Vaveyla. Sükunet içinde..

Olasılıksız durum olasılıktan ibaret. Bir ihtimal daha var. Hep yenisi olur zaten. Aşılmaz dağların varılmaz doruklarında bir ak saçlı oturuyormuş. Kaç zamandır orada, ne yer ne içer bilinmez.. Dağın yamacında bir köy. Yoksul ve yoksun. Yeryüzünün gökyüzü ile birleştiği yerde toprağın ve maviliğin çocukları.. Yüzyıllardır orada yaşayıp giderlermiş. Köyün en yaşlısı çocuklara hep aynı masalı anlatırmış. Yaslandığımız dağ aşılmaz, doruğuna varılmaz.. Dik yamaçlardaki kayalar, tırmanış esnasında taşlaşan bedenler.. Siz siz olun çocuklar! Aşılmaz olana baş kaldırmayın. Bu masal nesilden nesile aktarılıp dura dursun o ak sakallı arada bir turna donuna girip köyün üstünde pervaz vururmuş.. Bir gün bu masalı vakti zamanında dinlemiş bir deli aypars.. Ay ışığında yırtmış geceyi.. İçinde ulvi bir duygu. Can cananı arıyor. Çıkmış köy meydanına, vermiş selam baykuşa ve kuzguna.. Almış selam.. İçinde bir dert. Kavak, çam ve kayın.. Seyre dalmış, çıkmış yola.. Cezbe hali ya anlamamış gittikçe gitmiş yürüdükçe yürümüş..  Yeryüzünde yıldıza rastlamış sanki.. Kıvılcıma dönen köy ışıklarını alarak arkasına, aşılmaz dağın varılmaz doruğuna varmış.. Masal içinde masal.. Hikmetinden sual olunmaz.. Bin yıllık bir halıya bin yıldan beri bağdaş kurmuş bir çınar gibi birisine rastlamış.. Yaprakları elleri, yaprakları gözleri, yaprakları kulakları.. Yüz bin yaprakla dokunmuş, yüz bin yaprakla bakmış, yüz bin yaprakla duymuş.. Hissetmiş, görmüş, dinlemiş.. Hayat bu, bunu ona; onu buna katıyor.. Bir el var ki çürük kefen parçasını çiçek yapıp atıyor.. Ak yapraklı çınarın kökleri dile gelmiş.. Ey bir deli aypars, neden buradasın? Yüreğinden çıkan sözcükler ciğerlerine dolan havaya karışmış, boğazından gırtlağına doğru süzülmüş; yutkunmuş, dudaklarını birbirine değdirmiş ve başını kaldırmış. Bilmem. Ak saçlının huzur veren tebessümü ile karanlığı yaran güneş belirmiş. Hoş geldin oğul, hoş geldin..

Tahakküm

Tahakküm Aranızda

View all posts by Tahakküm →