30/03/2020

KURULUŞA DAİR

14.02.2020 tarihinde Günlük Ticari, İktisadi ve Siyasi Haberler Gazetesi Ticari Hayat’ta yayınlanmıştır.

Bireyin hafızası ne ise milletlerin tarihi de odur. Bellekte dünün yapıp etmeleri olarak kodlanan geçmiş, dünün getirilerini yaşadığımız bugünü; dolayısıyla yarını şekillendirir. Bugün, dünle sınırlı olmamak kaydıyla dünden de bağımsız değildir.

 

Bireyin günlük yaşantısı nasıl hafızasındaki bazı olayları canlı tutuyor, bazısının üstünü bazısının altını çiziyorsa; toplumsal gündem de milli tarihe dair yaklaşımları belirlemede etkilidir. Tarih yazımı güncel kaygılardan beslenerek sorunsal seçimi yapabilir. “Avrupa ve Hindistan tarihi uzmanları arasında bir süredir popüler olan ve biraz gecikmeli de olsa Osmanlı tarihi uzmanlarına da ulaşan ‘aşağıdan tarih’ demokratik bir dünya görüşüyle bağıntılıdır. Çünkü sıradan insanların arzu ve ihtiyaçlarının tarihte bir rolü olduğu varsayımına dayanır.” (1) Aynı şekilde yükselen feminist akım, tarihsel süreçte kadının konumu üzerine yapılan çalışmalarda artışa neden olmuştur.

 

Tarihsel kurgu kategorisine giren “Diriliş Ertuğrul” ve “Kuruluş Osman” adlı diziler toplumsal bir gündem oluşturmakta ve yüksek oranlarda izlenmektedir. Şahsi öngörüm, bu medyatik unsurlar ile Osmanlı Devleti’nin kuruluşu ve öncesine dair araştırmalarda bir artış yaşanacağıdır. Fakat popüleritenin tetiklediği çalışmalar bilimselliği zedeleme potansiyeli taşımaktadır. Adı geçen diziler zihnimizdeki imgeleri tekrardan inşa etmiştir. Bu ön imgeler ile yapılacak çalışmalar ön kabulleri temel alabilirler. Ve unutmamak gerekir ki politik bir akım olma özelliği taşıyan neo-osmanlıcılık da bu medyatik unsurların yapım aşamasında fazlaca etkili olmuştur.

 

Osmanlı Devleti’nin kuruluşuna dair yapılacak çalışmalar hem medyatikliği hem toplumsallığı hem de tarih disiplini için ciddi önem arz etmektedir. Fakat araştırmacıları bekleyen metodolojik ve olgusal sorunlar vardır. “Osmanlı Kuruluş toplumu hakkında birincil kaynaklardan (olgularda) yoksunuz, onlar ilelebet kaybolmuşlardır. Öyle ise bu tarihi yazarken özgüllükle ikincil kaynaklardan (Aşıkpaşazade, Anonim gibi) yararlanmalıyız (ve de onlar üzerine kurulan üçüncü kaynaklardan: Wittek, İnalcık gibi).” (2)

 

Kurucu kadronun ve zihniyetin çözümlenmesi aynı zamanda bir temellendirme sorunu olduğundan Osmanlı’ya dair tüm düşüncelerimizi kökten sarsabilir veya tüm düşüncelerimizi destekleyebilir. Osmanlı Devleti kuruluş tarihine dair birçok soru cevaplanmayı beklemekte, soruların temas ettiği karanlık noktalar gizemini korumaktadır.

 

Sözgelimi; Ertuğrul Gazi’nin dini kimliği neydi, Şeyh Edebali’nin devletin kurulmasına katkısı nedir, Osman Gazi’yi özel kılan neydi, dönemin sosyo-ekonomik koşulları nedir, birçok beylik arasından Osmanlıyı farklı kılan neydi, o dönemin Anadolu coğrafyasındaki tasavvufi eğilim kuruluşa tesir etti mi?

 

Disiplinler arası bir metot belirlenerek, önyargılardan sıyrılarak, saha çalışmasını öncülleyerek bazı soruların cevaplandırılması mümkün görünüyor. Şahsi görüşüm, kuruluş coğrafyasında, Bilecik-Söğüt-Domaniç, rastlanacak her yeni bulgu (bknz: “Bilecikte bir türbe” adlı köşe yazım.), bizlerin; karanlık noktaları aydınlatmasına vesile olacağıdır.

 

(1) Suraıya Faroqhı, Osmanlı Tarihi Nasıl

İncelenir?, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, 1999, s.39.

(2) Sencer Divitçioğlu, Osmanlı Beyliğinin Kuruluşu, ALFA Basım Yayın Dağıtım, 2015, s.13.

KAYNAK: http://www.ticarihayat.com.tr/yazar/baslik/2847