29/02/2020

İLETİŞİM, DİL VE ANLAM

07.02.2020 tarihinde Günlük Ticari, İktisadi ve Siyasi Haberler Gazetesi Ticari Hayat’ta yayınlanmıştır.

 

İletişim sözcüğü Türkçe Sözlük’te “Duygu, düşünce veya bilgilerin akla gelebilecek her türlü yolla başkalarına aktarılması, bildirişim, haberleşme, komünikasyon.” olarak tanımlanıyor.

 

İletişim ilk insandan günümüze hayatın içinde bulundu, bulunuyor, bulunacak. Tekil, ikili ve çoklu olabilen iletişim, teknolojik ilerleme ile kapsam alanını genişleterek daha fazla insanı etkileyen bir hal aldı.

 

Kapsamının genişlemesi iletişimi farklı bilimsel disiplinler ile kesiştirdi (iletişim sosyolojisi, iletişim psikolojisi, siyasal iletişim v.b.). Bugün iletişimin ayrı bir bilim olup olmadığı noktasında farklı düşünceler olsa da hayatımızın başat ögelerinden biri olduğu kesin.

 

Peki, kitle iletişim araçları ve internetin her şeyi(!) aktarabildiği bir çağda ikili iletişimlerimiz ne kadar sağlıklı gelişiyor? Anlaşılamadığımızı hissediyor muyuz?

 

İletişimin bilimsel tanımlarını bir kenara koyduğumda karşımda iki şey beliriyor: dil ve anlam. Çoklu ve karmaşık iletişimleri (mahallemizin sakinleri, kurumlar-tüzel kişilikler, ticari ilişkiler…) geçtim ikili iletişimimizde dahi çoğu zaman aynı dili konuşamıyor, birbirimizi anlamıyoruz.

 

İnsan anlam üretebilen bir canlı olarak diğer canlılardan ayrılıyorken O’nu O yapan özellikten nasıl da bu kadar uzaklaşabilir? Anlam, sözcüklerle ve diğer imgelerle ifade edildiği için dile içkindir. Dil ile ifade edilmeye çalışan anlam çoğu zaman bireylerin benliksel sınırlarında takılı kalır. Bu yüzden anlıyor olmak, anlaşılabilmek başlı başına bir değerdir. Fakat günümüzde insanın varoluşundan kaynaklanan sınırlara insanın kendi eliyle eklediği sınırlar bizleri kendi bireysel dilimize ve anlam dünyamıza hapsederek yalnızlaştırmaktadır.

 

Anlam, an’la gerçekleşir. Osman Çakmakçı’nın dediği gibi: “…şu anda bütün bir geçmişi ve bütün bir geçmişin yöneldiği olası gelecekleri içimizde barındırıyoruz…Şimdi, geçmişin en uç noktasıdır, aynı şekilde geleceğimizin de kenarıdır; ucudur.” (Osman Çakmakçı, Konuşmanın İmkansızlığı Üzerine Bir Diyalog, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 5. Basım, 2019, İstanbul, s.45.) Peki biz birbirimizle aynı an’da mı yaşıyoruz? Takvim yapraklarının gösterdiği zaman da mı zihnimizin takılı kaldığı zaman da mı?

 

İletişimin bu kadar zorlaştığı bir çağda, bireyler dilbilimsel açıdan aynı dili konuşuyor olsalar da anlaşılamıyor olarak hayatın akışında kayboluyorlar. Bu durumun kolektif bir çaba ile çözülebileceğini düşünüyorum. Odalarımıza, kitaplarımıza, ofislerimize, eşyalarımıza zihnimizi ve ruhumuzu hapsetmeyerek… Diğer bireylerin anlam dünyalarına temas ederek yeniden ve yeni bir toplumsal anlam geliştirerek…

 

Osman Çakmakçı ile tanışmama vesile olan değerli insana selamlarımla. Anlayışla kalınız. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere…

KAYNAK: http://www.ticarihayat.com.tr/yazar/ILETISIM-DIL-VE-ANLAM/2827