29/02/2020

“Ankara Halk Müziği” Hakkında 1

Ömer Can SATIR‘ın “Ankara Halk Müziğinin Tarihsel ve Geleneksel Temelleri” adlı makalesinin okunması ardından belleğimde yer edinmesi adına bu satırları kaleme alıyorum.

Metot: Çalışmanın belgesel tarama yöntemi ile durum saptamaya yönelik bilgilerin kullanıldığı betimsel çerçevede genel durum tespitine yönelik bir araştırma olduğu makalenin giriş kısmında zikrediliyor. Bu bağlamda yerinde gözlem uygulanmadığından 2.cil bir yapı taşıyor. Benimde yazacaklarım 2.cil bir çalışmanın 2.cil bir aktarımı olacağından ‘alıntının alıntısı’ ve ‘yorumun yorumu’ özelliğini taşıyor. Yazacaklarım yarı bilimsel temelli savruk bir anlatım olarak yorumlanabilir.

 

Ankara Halk Müziği; tarihi birikimin ve coğrafi kesişimin bulunduğu Ankara ilinde gerçekleşmesi hasebiyle farklı gelenek ve müzik kültürlerinden etkilenmiş bulunuyor. Bu etkileşimin en belirgin ögesi “Seymen Geleneği” şeklinde ifade edilebilir. Seymenler, Ankara ve çevresinde hüküm süren Ahilerin askeri kanadını oluşturmuştur. Süreç içerisinde sivilleşen bu yapı günümüzde kendisini gönüllük ve stk’lar aracılığı ile muhafaza etmektedir.

Seymenlerin çeşitli törenleri arasında “seymen alayı”, “divan” ve “cümbüş” alemleri yer alır. Bu üç başat öge kendi gelişimlerini devam ettirmenin yanı sıra “Ankara Halk Müziği” üzerinde diğer etkileşim unsurlarına (Alaturka/Osmanlı musikisi, Gayrimüslimlerin dini ve dünyevi müzik yaşantısı, Türk-İslam geleneğine ait tekke müziği.) oranla daha etkili olmuştur.

 

E. Şapolyo’nun “Seymen Alayı” betimlemesi şu şekildedir.

“Zurna çaldığı zaman davullar havaya kalkar, davul havada iken tokmak vurularak, helezonlar çizerek, yere yatarlar, kalkarlar, bir ayakları üzerinde dönerler, davullarını havaya kaldırırlar. Sanki gökten ruh çağırır gibi garip hareketler yaparlar, sonra omuzlarını kımıldatırlar, ayaklarıyla zeybek oynar gibi raks yaparlar, davulu yere doğru çalarlar, tekrar havaya kaldırırlar, sıçrarlar, yere diz çökerlerdi. Çoğu kez iki davulcu karşılıklı oynarlar, değneklerini davulun kasnağına vurarak dokuz adım yürürler ve tekrar geri dönerler. Üçüncü defa davulu hızlı çalarak ilerlerler, sonra rakslara başlanırdı. Zurnacılar da durmadan eski havalar çalarlardı

(Şapolyo E, 1971, Atatürk ve Seymen Alayı, Ankara: TOSOTBB Matbaası, ss. 69-70).”

 

Atatürk’ün Ankara’ya gelişi ile son kez yapılan “kızılca gün” töreni her sene bu geleneği yaşatmak adına tekrarlanıyor. Benim de birini izleme şansı yakaladığım bu törende betimlemedeki aktarım ile paralel gözlemlerim oldu. Özellikle koyu renkle yazılmış yerdeki garip hareketler bana da “eski Türk dini yaşantısı”na dair şeyler hatırlatmıştı.

Bahsettiğim törene tanıklığım esnasında çektiğim bir kare.

 

Bunlara ek olarak yine seymenlere özgü “Cümbüş” alemi de fazlasıyla ilgi çekici görünüyor. Bu alemleri özel kılan ögelerden en önemlisi kadın faktörüdür. Bu ortamda kadın oynatmak esastır. Bu ortamda kullanılan yegane çalgı bağlamadır. Kadınların cümbüş aleminde sergiledikleri dansla birlikte fiziki görünümleri ve kıyafetleri oldukça çekicidir.

 

H. B. Yönetken’in aktardığına göre:

Kadınlar oynarken onlara göbekten yukarı bakmak yasaktı. Bakanlar, sululuk edenler bir daha cümbüşe alınmazlardı. Büyük şahıs otur diyene kadar oyuna devam edilirdi. 

(Yönetken H. B., 2006, Derleme Notları, Ankara: Sun Yayınevi, s.5.)

 

Cümbüşte muhakkak bir sanat havası hakim olur ve mümkünat dahilinde saz ve oyun hüneri sergilenirdi. Ankara’da saz çalma ve eğlenme geleneklerinin bir başka anlatımına Evliya Çelebi’de de rastlanır. Bu oyunlar esnasında çalınan sazların imalat yeri Ankara’dır.

Ankara Halk Müziği’nin gelişimi sırasında en çok etkiye sahip “Seymen Geleneği”nin makale temelinde kısa özeti bu şekilde. Şahsi yorumum da günümüz örneklerinden yola çıkarak makalenin bu tespitine paralel gelişiyor. Teknik bilgi yetersizliğimden dolayı oyun esnasında icra edilen türlere girmemiş bulunuyorum. Yazının devam kısmı gelecek..

 

BİR SONRAKİ YAZIDA: Diğer etkileşim unsurları, makalede üzerinde pek durulmadığı düşündüğüm noktanın tespiti, Ankara nüfusu 19. yy sonu 20. yy başı, şahsi yorumlarım.