30/03/2020

KİŞİSEL GELİŞİM

10.01.2020 tarihinde Günlük Ticari, İktisadi ve Siyasi Haberler Gazetesi Ticari Hayat’ta yayınlanmıştır.

21. Yüzyılın hızla gelişen teknolojisi ve dünya ekonomik sistemi, bireylerin hayatını şekillendiren temel faktörlerin başını çekiyor. Bireylerin gereksinimlerini Abraham Maslow 5 temel başlık altında toplayarak önceliklerine göre şöyle sıralıyor: fizyolojik ihtiyaçlar, güvenlik ihtiyacı, sosyal ihtiyaçlar, saygınlık ihtiyacı ve kendini gerçekleştirme.

 

Modern yaklaşımlarda bu öncelikler tartışılıyor olsa da “Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi” bizlere, Batı anlayışının pragmatik ve materyalist yönünün izdüşümünü vermektedir. Bireyin kendini gerçekleştirmeden (kendini tanımadan) ortaya koyacağı her türlü ‘yapıp etme’, insanı manasız bir madde dünyasında boğulmaya sevk edecektir.

 

Şahsımca, Maslow’un son ihtiyaç olarak verdiği “kendini gerçekleştirme” aslolan ihtiyaç olarak öncüllenmelidir. İnsan anlam arayışına sahip olan bir varlık olarak kendisini, çevresini, toplumunu, doğayı tanımak ister. Hepimiz doğduğumuz günden itibaren bedenimizi, duygularımızı ve düşüncelerimizi tanımaya çalışırız. Kendimizi tanımadan yaptığımız birçok şey seneler sonra karşımıza büyük pişmanlıklar olarak çıkabilir.

 

Seçtiği bölümden memnun olmayan öğrenci, yaptığı işten memnun olmayan çalışan, içinde ukteler ile yaşamış birey; dönüp arkasına baktığında pişmanlıkların acı tebessümüne yüzünde rastlayacaktır.

Bugün revaçta olan “kişisel gelişim” konusu da kapitalist toplum ve üretim ilişkileri arasında bocalayan insana yazılan reçetedir. Toplumsal gerçekliğimiz ve değerlerimiz ile bağdaşmayan kişisel gelişim formülleri bizlerin sorunlarını çözmeyecektir. Kişisel gelişimin ön plana koyduğu “ben” teması ve sürekli ilerleme aynı manasızlığı barındırmaktadır. Kişi neden gelişmeli, neden bilmeli ve bilgisiyle ne yapmalıdır?

 

Kişisel gelişim ve kendini gerçekleştirmeyi ithal etmek, bir başkasının elbisesi ile çok güzel göründüğünü düşünmekten farksızdır. Toplumsal gerçekliğimizi ve değerlerimizi temel alarak bizlere uygun “Türk Tipi Kişisel Gelişim” anlayışı geliştirmemiz gerekir.

 

Hepimizin kulağına kaçırılan şu söz aslında bu anlayışın halkımız tarafından üretilmiş organik bir mahsulüdür: “Sevdiğin işi yap oğlum, kızım!”

 

Severek, kendimizi tanıyarak, potansiyelimizi bilerek yapacağımız herhangi bir iş, otomatik olarak kişisel gelişimimize olumlu etki edecektir. Bu olumlu etkinin katlanarak artması ise toplumumuza katılan artı değer ile doğru orantılıdır. Belki de bireyler ve toplum olarak “kendimize gelmemiz” gerekiyordur. 

KAYNAK: http://www.ticarihayat.com.tr/yazar/baslik/2751