Tüketim ve Tatmin

Yer yer yazılarımda değindiğim tüketim eğilimlerimizi, kavramsal olarak tatmin ile ilişkilendirmek istedim. Tatmin olmak, fiziksel veya ruhsal doyuma ulaşmak, elindekinden hoşnut olmak, kanaat, olarak tanımlanıyor sözlükte. Fakat günümüzde, tatmine ulaşmak için tüketim safhalarını bir bir geçmemiz gerekiyor(!). Tatminin tüketim üzerinden gerçekleşebileceğine dair algı, içinde bulunulan ekonomik yapı ile sıkı sıkıya ilişkili. Ekonomik yapı, ihtiyaç fazlası üretime, dolayısıyla ihtiyaç fazlası tüketime dayanıyor. Bu ihtiyaç fazlalığının sürekliliği, var olan ekonomik yapıyı sürdürüyor.

İhtiyaç fazlalığı üzerinden geliştirilen ekonomik ilişkiler bütünü, insanı da fazlasıyla etkiliyor. Şöyle bir düşündüğümüzde, kullandığımız araç gereçlerin, giydiğimiz kıyafetlerin, izlediğimiz programların, elimizdeki telefonların bizle ilişkisi ne yönde? Onları kullanan biz miyiz yoksa onların hükmünde miyiz? Kendimiz için mi çabalıyoruz yoksa daha iyi eşyalara, mekanlara, kıyafetlere sahip olmak için mi?

Tüketim eğilimlerimiz üzerinden kendimizi gerçekleştirme çabamız sonuçsuz kalıyor. Tüketim, daha çok tüketim! Duyusal, fiziksel, ruhsal ve maddesel tüketim! Tatmin olmak, doyuma ulaşmak için her daim tüketim! Sakince etrafımıza baktığımızda ve kendimizle baş başa kalıp düşündüğümüzde, sadece elle tutulan şeyleri tüketmediğimizi de fark edeceğiz. 21. yüzyıl insanı artık insan ilişkilerini, sevgiyi, mutluluğu, huzuru, öfkeyi, nefreti, şiddeti de tüketiyor!

Sevdiğimizi göstermek için bir şey hediye etme zorunluluğundan(!) tutun, huzuru satan tatil beldelerine kadar; öfkenin ve nefretin görsel olarak sunumundan, stres atma odalarına kadar her şey tatmin olmak için, tüketim üzerinden kurgulanmış. Parasal ilişki, kendimizle bile aramıza set çekmiş durumda.

Tatmin ve tüketim arasındaki bağı makul seviyelere indirgeyip üretim odaklı bir tatmin anlayışını geliştiremediğimiz sürece, hem bireysel hem de toplumsal anlamda kendisini tüketmiş bir yığın olacağız..

26.06.20 – Ticari Hayat

Bir cevap yazın