EY HALKIM!

EY HALKIM!

Takvim yaprakları bir bir ilerlerken gün geçmeksizin bir değerimizi kaybetmeyelim, bir insanımızı ebediyete uğurlamayalım… Evet artık ölümler bile süslü başlıklardan ibaret. “Yeşilçam’dan bir yıldız daha kaydı!” “Son Dakika! İdlib’de bir asker şehit oldu!” “Vaka sayıları artıyor, ölüm sayısı … ulaştı.”

Bazen toplumumuzun muhafazakar olduğu söylenir ya da politik bir bakış açısını tanımlar bu sözcük. Çağrışımı açık, türlü yerlere çekilebilir. Muhafaza etmekten türemiş. Peki bizler neyi muhafaza edebildik? Neyi koruyabildik?

Yıllar yılı haykırmadık mı oysa: “Türk’üm, doğruyum, çalışkanım!” diye… Ya da çocuklara ve gençlere doğru konuş, uslu ol diye öğütlemedik mi? Kıssadan hisselerle, hikayelerle ve fıkralarla doğru bildiğimizi, değer verdiğimizi anlatmadık mı? Peki şimdilerde haykırdıklarımız, kulağımıza küpe ettiklerimiz, doğrularımız ve değerlerimiz nerede?

Unuttuk Ey Halkım! Unuttuk!

Başımız dimdik söylediğimiz İstiklal Marşı’nın dizelerini unuttuk! “Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.” şimdilerde 45 saniyelik kahramanlar onlar!

Unuttuk Ey Halkım! Unuttuk!

Alın terini, emek vermeyi öğrendiğimiz işçileri unuttuk! Şimdi fabrika köşelerinde, atölyelerde beklemekte onlar!

Unuttuk Ey Halkım! Unuttuk!

Anadolu’nun uçsuz bucaksız ovalarında, dağında, bağında ek biçen güdenleri unuttuk! Efendimiz mi onlar?

Unuttuk Ey Halkım! Unuttuk!

Helalinden kazanmak için emek verenleri, doğru yaşamak için direnenleri ve al bayrak için düşenleri unuttuk!

Unuttuk. Adaleti, sevgiyi, saygıyı, hoşgörüyü, cömertliği, dürüstlüğü, şerefi, onuru ve namusu unuttuk… Ve öğrenmekteyiz; aklı olanın köşeyi döndüğünü, parası olanın sömürdüğünü ve ahlakın beş para etmediğini!

Ey Halkım!

Sadece, unutulanlar hatırlananlardan daha fazla..!

Bir cevap yazın