Yalnız Şair

Yalnız Şair

Bugün, kalabalıklarda bir yalnız adam ebedi dünyasına intikal etti. Bugün, iç yüzünün dış yüzüne benzemeyen manzarasından utanan bir adam haykırışlarını geride bıraktı. Tabutu birkaç öğrenci tarafından bayrağa sarılarak defnedildi. Bugün; ışık yok, yolcu yok, ses yok. Bugün yalnızca paltosuz bir şairin yürek dağlayan hicranının yıldönümü. Bundan 84 yıl önce bu topraklar matemin ve karamsarlığın karşısına tunçtan bir heykel gibi dikilerek ebedileşen, imanla dolu yüreğin son atışlarına tanık oldu. Dönüp maziye tırmandım, ne hicranlar, neler andım! Mısralarına tırmandım, en büyük hicranını andım! Haykırdım senin gibi, ümitsiz yüreklere:

“Ey dipdiri meyyit, ‘İki el bir baş içindir.’

Davransana… Eller de senin, baş da senindir!

His yok, hareket yok, acı yok… Leş mi kesildin?”

Heyhat kahpe feleğin bizden aldığı büyük üstat! Azmin şairi! Ümidin şairi! İstiklalin şairi! Ebediyete akıp giden her senede mısraların necip evlada layık nesle yol gösterecektir!

Bugün günlerden 27 Aralık 2020. İstiklal Marşımızın yazarı Mehmet Akif’in ölüm yıldönümü. O’nu saygı ve minnetle anıyorum. Ruhu şad, mekanı uçmağ olsun. O’nda mazi ibret levhasıdır. O’nun için mazisi yıkık milletin atisi yoktur! O’nda şehrin ve köyün içler acısı manzarası vardır. Küfe vardır, köylü vardır. Küfenin altında bitap düşen Hasan vardır. Sıhhati ve ahlakı bitik köylünün tiftik tiftik mintanı vardır! O yozlaşmış bir toplumun içinde duymayan kulaklara, görmeyen gözlere, hissetmeyen tenlere inat duymuş, görmüş ve hissetmiştir. Nefes değil soluklar, kesik kesik feryat! Nazar değil bakışlar, dümu-i istimdad (yardım gözyaşları)!

Akif kim bilir hangi ukteler ile yaşamıştı? Ne idi O’na bu mısraları yazdıran? Akif mensubu bulunduğu ümmetin ve milletin derdi ile hemhal olmuş, ümmetinin ve milletinin derdini kendi derdi bilmişti. Büyük sözleri, yumuşak başı, istiklal aşkı, yalnızlığı ile yazmış ve konuşmuştu. O kürsülerde devleşmiş ve bir milletin gönlüne gömülmüştü. Haykırışı bugünlerde kulaklarıma çalınıyor. Dert edindikleri ile dert ediniyorum. Mısralarında bugünü görüyorum. Ümitsizlik yüzü güldürmez; bir bataklıktır, düşersen boğulursun. Azmiyle, ümidiyle yaşar hep yaşayanlar; ümide sarıl sımsıkı, seyret ne olursun!

Bugün, bizler birçok sorun ile boğuşmaktan yorulmuş halde yarınlarımızı kaygılı gözler ile bekliyorsak biraz Mehmet Akif okuyalım derim. İşgal altındaki Anadolu topraklarında O’nun haykırışı birçoklarını yaşama bağlamış, mücadele azmini tazelemişti. Kim bilir belki aynı mısralar bugün yine aynı tesiri gösterir…

27.12.19 tarihinde Günlük Ticari, İktisadi ve Siyasi Haberler Gazetesi Ticari Hayat’ta yayınlanmıştır.

Görüşlerini Önemsiyorum, Yorum Yapmalısın!