Gerçekleşen Hayaller

İnsan ebediyete göçtüğünde geriye; onu tanıyanlara hatıralarını, çocuklarına ahlak ve asaleti, dünyaya ise yaptığı veya yazdığı eserini bırakır. Bugün, bizlere iki eserini bırakmış Emin Çelik’in şiirleri üzerine yazdım. 

Emin Çelik’in şiirlerinde hayatın öğütülüşü vardır. Kendi hayatının izlerinin bir bir birleştiği mısralarda hayatın kendisi vardır. “Soksalarda arılar sevilir balı için / Bülbül gülünde öter tikenli dalı için / Hayat zehirden acı panzehir diye için / Panzehir içemezsen ağlarsın yanar için” diyor bir dörtlüğünde. Hayatının ilk zamanları acı ve keder ile geçmiş. Askere gidişi ile başlayan gurbet serüveni uzunca zaman devam etmiş, şiirinden anlayabildiğim bu. İlk kitabına adını veren “İlham Meyveleri” de zorlu zamanların sonucu çiçek açmış, anlaşılan. Sevdiklerinizden ayrılış pek zordur, bilirsiniz, her defasında ayrılışları, ardında birkaç satır bırakmış. Sayfaları çevirdikçe, sanki, geride kalanlara el sallıyorsunuz. Gençlik yıllarında, istekleri ve arzuları bir bir sönmüş, aşkın ızdırabını tatmış. Gurbet ilde çektikleri her yanında yara bırakmış ama pes etmemiş, “sebat” göstermiş. İşte şiirlerinin hayatı öğüttüğü yer, tam burada başlıyor. Zorluklar karşısındaki sebatı O’na yeni kapılar aralamış. Tecrübe edindiklerini kulağına küpe bilmiş. İkinci kitabının adı da hayat gailesinde vardığı yerden sesleniyor: “Gerçekleşen Hayaller”. 

İkinci kitabının son sözünde diyor ki: “Mutluluğu ben ilk zamanlar aradım fakat bulamadım desem yalan değildir. Kendimi hissettiğim cemiyete insanlığa Allahın emirleri üzerine faideli olduğum anda mutluluk beni buldu sonsuz mutluyum sonsuz umutluyum.” Böylelikle hayatının gelişim çizgisini bizlere gösteriyor. İlk zamanlarındaki arayışı şiirlerinde karşımıza çıkıyor. Anlaşılabilir, sade, acı. Gün geçtikçe kaleme aldıklarında, dili ağırlaşmasa da sözcüklerdeki maneviyatı sezinliyorsunuz. Okudukça hayatın hücrelerinden üreyen insansı dokuya temas ediyorsunuz. Bir yaşamı seyrediyorsunuz adeta. Hani bazen insan yaşamaktan yorulur ya? Bazen de dolup taşar kah hüzünden kah sevinçten… Şiirinde hepsini hissediyorsunuz. Samimi bir dindar Emin Çelik, Allah’a yalvarışlarını mısralarına taşımış, dinin vaaz ettiği sosyal emirleri de ifade etmiş. “Az kaldı dinine hizmet eyleyen / Hakkı bilip halka doğru söyleyen / Gelip geçer ömrüm ya rab neyliyem / Hidayet yarabbi yollardan saptık” diyor “Hidayet Yarabbi” adlı şiirinde.

Cemiyete faydalı olabilmenin yolunu; kişinin helalinden kazanmasından, vazifede doğruluktan, insanlarla iyi geçinmekten çiziyor. Hayatın akışında “Vahşete” sesleniyor, Kalp’e, Güneş’e şiir yazıyor. Bülbül, gül, ve gonca imgelerini sıkça kullanıyor. Doğanın seslerini serpiştiriyor. Sürekli tefekkür halinde, kendinden hareketle çevresini ve hayatını yazıyor. Ahlaklı bir yaşamı içselleştirerek “sefa sürmek istersen ayrılma doğruluktan” diyor. Kalp’ine yazdığı şiirinde kavrayışını şöylece ifade ediyor: “seninle gördüm tıpkı bir göz misali”. Şiirinde sevdiklerini unutmuyor, isimlerini akrostiş yaparak onlara ithaf ediyor. Doktoruna, dostlarına, akrabalarına, cananına, annesine ve babasına şiir yazıyor…

O’nun şiirlerinde Anadolu’nun sade gerçekliğindeki hayat doluluğu görüyorum. Elinden tutanın, yol gösterenin olmadığı, arzu edilen emellerin uzaklaştığı, dertten ağlandığı zamanların gelip geçtiğini bilmenin erdemini kavrıyorum. Sevdanın bağrı yakan hasletini fark ediyorum. Başkasının derdinden anlamının önemine vakıf oluyorum. Kimseye muhtaç olmamanın gururunu duyuyorum. Hayatın öğütüldüğü şiirleri ile “İnsanlık alemine bir nebze ışık tutacak hatıratım ben acizaneleri için bahtiyarlık konusudur.” deyişinde hala yaşıyor olduğunu hissediyorum… 

02.04.21 tarihinde Günlük Ticari, İktisadi ve Siyasi Haberler Gazetesi Ticari Hayat’ta yayınlanmıştır.

http://www.ticarihayat.com.tr/yazarlar/

Görüşlerini Önemsiyorum, Yorum Yapmalısın!