Düşünce Dünyamız

Rönesans ve Reform hareketlerini kendine temel alan Avrupa Aydınlanması modern dünyayı oluşturan başlıca dinamiklerden biri oldu. Avrupa’da gerçekleşen bu aydınlanma hareketi yeni bir düşünce ve değerler sistematiği inşa etti. Bunun yanı sıra gerçekleşen siyasi, ekonomik meseleler sonucunda; Avrupa sözcüğü coğrafi tanımlamanın ötesinde bir anlam kazandı. Düşünsel, kültürel, ekonomik, politik vb. alanların (bizler için) örnek alınması gereken üst yapısına dönüştü (Batı).

20. yüzyılın değişen ekonomik-siyasi-askeri dengeleri Avrupa Merkeziyetçi Dünya Modelimizde(!) sarsıntıya neden oldu. Bugün bizlerin yaşamının maddesel yanını (siyasetimizi, ekonomimizi, askeri teknolojimizi…) etkileyen faktörlerin aktörleri küresel dünyanın ağa babaları olurken; düşünce dünyamızda işler biraz daha farklılaşıyor.

Bugün, düşünce dünyamızda hiyerarşik bir sınıflandırma yapacak olursak Batı mantalitesinin üst sıralara yerleştiğini görürüz. Bu üst sınıfsal yapının, alt ve yan hiyerarşik yapılar ile çatışma içerisinde olup alt ve yan yapıları içten içe yok ettiğini fark etmemiz gerekiyor.

Batı-Doğu ikilemini çözememiş, Kültür-Medeniyet ilişkisini oturtamamış ve modern dünya dinamikleri ile arasında sağlıklı bir bağ kuramayan bir düşünce dünyasına sahibiz maalesef. Hatta bu düşünce dünyasının teorik ve pratik yansımaları; benliğini kabul etmemekte direnen bir hal alabiliyor.

Düşünce ufuklarımızda aydınlanma yaşamak istiyorsak, düşünce dünyamızdaki hiyerarşik düzene tekrardan göz atmamız gerekiyor. Bu hiyerarşik düzende gerçekleştirilecek değişimde; alt-üst yapıların sadece konumsal değişikliği yine üst sınıfsal yapının tahakkümü ile sonuçlanacaktır. Bizlerin yapması gereken var olan durumu tüm gerçekliği ile kabul etmektir (doğruluğun-yanlışlığının kabulü değil). Kendimizle barışmak ile başlayan bu süreç sloganların, yüzeysel söylemlerin, çıkar ilişkilerinin malzemesi haline gelmemelidir.

Kabul ediş ile başlayan düşünsel çabamızın hiyerarşik düzenin bir parçası haline gelmemesi için düşünsel çabamızı gerçekleştireceğimiz yer halkımızın içidir. İnsanımızın düşlediği, düşündüğü ve hissettiğidir. Toplumsal bellek ve milli hafızadır. Unutulmamalıdır ki yarınların düşünce ufuklarında gerçekleşecek aydınlanma, bugünlerden geçmektedir!

18.10.19 tarihinde Günlük Ticari, İktisadi ve Siyasi Haberler Gazetesi Ticari Hayat’ta yayınlanmıştır.

Bir cevap yazın