Birey ve Toplum

Her birey; kendisine, kendisine dair sorular sorar. İçinden çıkamadığı, cevaplandıramadığı her soru onun dalıp gitmelerinin, sözcüklerin boğazında düğümlenmesinin nedenleri arasındadır. Çıkmazlar, çöküşler hepimizin zaman zaman yaşadığı benliksel bunalımlardır. İçsel çatışmanın ve çelişkinin yanı sıra sosyal, ekonomik ve kültürel yaşamın getirileri bireylerin yaşamının diğer bir parçasını oluşturur.

Birey, hem içsel hem de toplumsal kimliği ile var olur. Bizim sosyolojimizde birey ve toplum bütünlük arz ettiğinden dolayı onun içsel ve toplumsal kimliğinin çatışmaması gerekir. Sözgelimi, bir birey içinden geldiği gibi konuşmak isteyip çevresinin baskısı yüzünden konuşamıyorsa bu bir çatışmadır. Çatışma vakalarının artışı içsel ve toplumsal kimliğin farklı tabanlarda ve karşıt gelişmesine sebep olur. Birey, yalnız şekilde yaşamını idame ettiremediğinden ötürü sosyal çevrelerin içinde bulunur. Sosyal çevrelerin bütününü oluşturan toplum ve toplumsal kimlik ile içsel kimliğin çatışması bir bireyin süreğen bunalımı haline gelebilir.

İçsel ve toplumsal kimliğin çatışmaması için, bazı bireysel ve toplumsal davranışları içselleştirmemiz gerekmektedir. Batı tipi bireyselleşmenin dayatıldığı bir çağda kendi sosyolojimize uygun bir birey ve toplum tasavvuru geliştirmemiz gerekiyor. Dünya ekonomik sistemi, kültürel gelişimler, nüfus dalgalanmaları ve küresel sorunlar neticesinde dünya üzerinde ciddi bir bireyselleşme eğilimi olduğu su götürmez bir gerçek olarak önümüzde durmaktadır. Bilişim çağının hızında bireyselleşme ne kadar sağlıklı gerçekleşmektedir?

Çağın olumsuz getirilerinin paralelinde gerçekleşecek bir bireyselleşmenin yanına içsel ve toplumsal kimlik çatışmasının eklenmesi fazlasıyla içinden çıkılamaz bir hal almaktadır. Bu noktada birey hem kendisi ile hem toplum ile hem de çağın getirileri ile çelişmekte ve bilinmezliğin akıntısında sürüklenmektedir. Bizler bu bilinmezliği yarıp geçmek istiyor isek içselleştirmemiz gereken davranış; kendimizle, toplumumuzla, dünyamızla tekrardan tanışmaktır. Tanışmak ve tanımak üzerinden tekrardan kendimizi, toplumumuzu, dünyamızı okumaktır. Hızın, provoke edilmiş hazzın ve tüketimin çağında biraz da sakince bakarak, duyarak, dokunarak zaman geçirebiliriz. Bu dinlenme hali sonrası farkındalığımız; bizlere, kendimizin, toplumumuzun, dünyamızın ne olduğunu ve ne oluyor olduğunu gösterecektir.

29.11.19 tarihinde Günlük Ticari, İktisadi ve Siyasi Haberler Gazetesi Ticari Hayat’ta yayınlanmıştır.

Bir cevap yazın