Bir Belgeselin Düşündürdükleri

Bir Belgeselin Düşündürdükleri

Dünya’nın içinde bulunduğu şu koşullar altında zihnimin sağında ve solunda kalmış şeylere yolculuk yapmak hoşuma gidiyor. Aslında koşulların ne olduğunu umursamadan da bunu yapmayı seviyorum. Birey, benliğine yolculuğunu her şeyin ötesine ve berisine koyabiliyor. Kendinden baktığı dünyaya, kendisini tanımadan bakması da felaket olurdu sanırsam. Bir somutlama yapacak olursak; Marks’ın 20’li yaşlarından beri başlayan cilt hastalığı acaba O’nun yabancılaşma hakkındaki görüşlerini nasıl etkiledi? Farklı nedenselliklerde gerçekleşen olayların etkisi ve benlikte bıraktığı iz temel alınarak dönüştürülmüş şekilde başka denklemlerin girdisi olabilirler. Bir şeyin sonucu bir başka şeyin nedeni olduğu gibi salt nedensel bir bakıştan öte; ruhtaki her iz katmanlaşıyor, derinleşiyor, genişliyor, yayılıyor.. Ruh dolayısıyla insan ne yaşarsa yaşasın, yaşadığı şeydeki insansı özü muhafaza ediyor ve zihninin işlevselliği ile farklı formsal yapılara dönüştürüyor. Bu bağlamda benliğe etki eden olgular üzerinden yapılacak bir sorgulamanın zorluğu, tehlikesi ve ufuk açıcılığı inkişaf ediyor.

Bir yaşam içerisinde ortaya çıkan fikir, yaşamla organik bir bağ içindedir. Fikir üretildiği dönemin zaman ve mekan sınırlarına içkin olaraktan tarihseldir. Fakat nasıl sözlerin enerjisi ve çağrışımı varsa fikirleri oluşturan sözcüklerin, cümlelerin; sözlerin fikre etki eden aşkın bir yapısallığı mevcuttur. Fikir üretimi, tekil benlikten kaynaklanmakla beraber; diğer benliklerle paylaşıldığı vakit, aşkınlığını üretmeye başlar. Aşkınlığın üretilmesi kademeli bir üretimin göstergesidir. Ortada fikri üreten tekil benlik ve tekil benlik tarafından üretilen fikrin paylaşımı gerçekleşmesinden sonra fikrin tarihsel aşkınlığını üretmesi, fikrin ayrı bir ontolojik alan kazanması demektir. Bu aşamadan sonra kademeli üretim olarak adlandırılan safhaların birbiri ardı ardına gelmesi zorunluluğu ortadan kalkar. Ayrı bir ontolojik alanda varlığını sürdüren fikrin yaşam havzası zihinlerdir.

Fikrin ideolojikleşmesi, fikri; eylemsel kılabilmek için kalıplara sokmaktır. Bu bağlamda dogmatikliğinden bahsedilebilir olsa da soyutun somuta entegresi süreğen bir haldir. Süreğen üretim kalıplar dahilinde gerçekleşiyor olmasına rağmen mevcut problemleri çözme zorunluluğu ideolojik fikri dinamikleştirir. Bu bağlamda ayrı bir ontolojik düzlemde varlığını sürdüren fikir ideolojikleştirildiği vakit soyutun somuta entegre olması hasebiyle ideolojilerin ürettiği sorunların kaynağı; fikri üreten tekil benliğin indirgenmiş problematik düşünce kodlarından daha ziyade entegre işlemini gerçekleştirenlerin eylemsel hatalarıdır.

Bahsedilenler doğrultusunda Marks’a, Marksizm’e ve deneysel pratiğe tekrardan bakmak lazım gelir diye düşünüyorum.

Belgesel: “Genius of the Modern World”

Genç Karl Marx

Bir cevap yazın