Anadolu Somut Gerçekliği

Bugünkü ekonomik-sosyal-siyasi koşullarımızı şekillendiren birinci temel etken 1000 yıllık Anadolu somut gerçekliğidir. Türklerin Anadolu’ya kitlesel göçü ile başlayan yurt edinim süreci, Hazar ötesinin somut gerçekliği ile farklı düzlemler teşkil etmektedir. Anadolu; ticaret yollarının kesiştiği, Doğu Roma İmparatorluğu’nun hüküm sürdüğü kozmopolit sosyal yapıya sahip toprak parçasıdır. Gerek coğrafi gerek iklimsel farklılık ile de Hazar ötesinden ayrılık teşkil etmektedir. Türklerin, Anadolu’ya göçü ve yurt edinimi ile hükmeden siyasi yapıda değişim gerçekleşmiş olsa da ekonomik-sosyal gerçeklik temel yapısını korumuştur. Coğrafi koşulların değişimi için de yüzyılların gerekliliği bilinen bir gerçektir. Türkler, Anadolu’da farklı bir somut gerçeklik ile karşılaşmış, yer yer çelişik ve çatışık ilişkiler yer yer de uzlaşıya dayalı ilişkiler örmüşlerdir. Sözgelimi, karmaşık ekonomik ilişkiler karşısında yeterlilik geliştirme mecburiyetinde kalan Türkler; ticari örgütlenmesinin merkezine insanı alan insan için üretim yapan Ahilik teşkilatını oluşturmuşlardır. Bu ticari örgütlenme, yerleşik bir karakter göstermek ile beraber yaygın bir teşkilatlanmaya gitmiştir. (Detaylar için birincil kaynak: İbn Battuta Seyahatnamesi.) Ben bu teşkilatlanmayı, Türk aklının kurumsallaşması olarak tanımlıyorum.

Bir diğer açıdan Türkler, Anadolu’daki yerleşim yerlerinde Hazar ötesine benzeyen coğrafi ve iklimsel yerleri öncelemişlerdir. Temel geçim kaynağı olan hayvancılığın sürdürülebilmesi ve bu geçim kaynağının şekillendirdiği yaşam stilinin (yaylak-kışlak) devamı için bu öncelleme zorunluluktur. Bugün bile, bu yaşam stilini devam ettiren Yörükler vardır. Belki de bugün havaların ısınması ile yazlıklara akın ediliyor oluşu konar-göçer kültür kodunun şehirlerde çarpık biçimde yaşatılması olarak yorumlanabilir. Geçim kaynağı ve yaşanılan coğrafya, dil üzerinde de etkilidir. 3 tarafı denizlerle çevrili yarım ada Anadolu’da balık adlarına bakmak yeterlidir. Hamsi, çipura, istavrit, levrek, lüfer vs. hep yabancı dillerden alınarak kullanılan kelimelerken, Türkçe balık isimleri kılıç ve kalkan (artırılabilir) olarak kendini gösterir. Anadolu öncesi balıkçığın geçim kaynağı olarak algılanmaması ona dair terim üretimini de sınırlamıştır.

Anadolu somut gerçekliği, daha çok politik bir söylemin bir başka deyişle mozaikliğin ifadesi olarak kullanılsa da durum çok daha derin ve karmaşıktır. Türk kültür ve medeniyeti açısından Anadolu farklı bir safhadır. Kültür ve medeniyet tasavvurumuzu yeniden inşa etmek ve içinde bulunduğumuz somut gerçekliği doğru analiz etmek istiyorsak Anadolu somut gerçekliğini tekrardan anlama, yorumlama ve tanımlama mecburiyetindeyiz…   

12.06.20 tarihinde Günlük Ticari, İktisadi ve Siyasi Haberler Gazetesi Ticari Hayat’ta yayınlanmıştır.

Bir cevap yazın